Şanlıurfanın Bazı Mani ve Hoyrat’ları
Mani: Aynı kökten türemiş çoğul bir sözcüktür ve “me’ani” sözcüğünün bozulmuş bir söylenişidir.
Hoyrat: Sözcük anlamı bakımından kaba, kırıcı, sıra dışı bir kabalığı anlamlarını çağrıştırmaktadır.
Urfa’daki mani ve hoyrat geleneğinin çok eskilere dayandığını söylemek için gerekli belgelere sahip değiliz. Osmanlı Döneminde 16. yüzyılda mani geleneği başlamış, 18. yy.da veba salgını, 19. yy.da Kırım ve 93 harplerinin getirdiği göçler, Urfa’da kullanılan mani ve hoyratların, Urfa’da son bulan bu göçlerin başladığı yörelerde de değişik biçimlerde söylenmesi (Azerbaycan-Kars-Elazığ-Bingöl-Bitlis-Van-Kerkük) geleneğini doğurmuştur.
Urfa’da erkekler genelde “hoyrat” söylerler. Maniler özellikle kadınlar tarafından söylenir. Kadınlar, söyledikleri bu manilere “düzme” adını verir. Bir erkeğin mani okuması veya söylemesi bir dönemde ayıp sayılmıştır.
Bazı Mani ve Hoyrat’lar
Kurbanım her gelene Zülfünden ter gelene Çöp yığdım yuva yaptım Yavrularım kölgelene
Bı demde Yaram sızlar bı demde Mevlam bizi affeyle Ahır nefes son demde
Yara sızlar Oh değmiş yara sızlar Yaralının halından Ne bilsin yarasızlar
Kalemı kaşta kodiy Gozımı yaşta kodiy Sen başiy alıp gettiy Beni ataşta kodiy
Kara beni Üzınde kara beni Ataş beni yahmazdı Yahtı bir kara beni
Gece gündüz yanarım Yatırın kara beni
Kara gözler Humardır kara gözler
Yar biye güman etmiş Taha da kara gizler Gemim deryada kaldı Kaptanı kara gözler
Yaz yolla Bahar yolla yaz yolla Çiğ köfte hamur oldı Kardaş bize duz yolla
Nahana mı Yarpız mı nahana mı Heste heberi geldı Esseh mı mahana mı
Sürme göze Yakışır sürme göze Sürmeye mabal attım Aman ha sürme göze
Mert nerde Namert nerde mert nerde Namerdı bi yana koy Mühbe olmayın merde
Aya damlar Yaldızlar aya damlar Seher üzını açtı Sebbehtir ay adamlar
Bağlarında mayana Suyı verdim o yana Demirden ürek ister Bı sözıme dayana
Al alma dörd olaydı Yiyene derd olaydı Bı almanın sehebi Sözine merd olaydı
Kişe tavuğım kişe Başıya bitler düşe Fransız kuyu eşmiş İnşallah gendi düşe
Kulıyam Kurbanıyam kulıyam Mevlam kulım demezse Ya ben kimin kulıyam
Altın tasın kenarı İçine kırdım narı Tuttım ecele verdin Sırma buyıhlı yarı
Alma yanı Kızarmış alma yanı Nasıl kebre koyarlar Mırazın almayanı
Ağlama naçar ağlama Gündür geçer ağlama Bı kapi örten Mevlam Bi gün açar ağlama
Her ayından er yılın her ayından Günde bi kerpiç düşer Ümrımın serayından
Gamda gül Gamda bülbül gamda gül Nadanlar her gün güler İgıd isey gamda gül
Urfa’da inci tutar Dolanır genci tutar Bi can bi canı sevse Alemi sancı tutar
Kınıfır ezenım yoh Taslara süzenim yoh Yıhılsın babam evi İçinde gezenım yoh
Dam üstinde fotraf Gelin kızlar otırah Otırmahtan ne çıhar Gelin olah kurtılah
Ay doğar bedir Allah Bı sevda nedir Allah Ya yara bi merhamet Ya biye sabır Allah
Beyaz ağıl balıyam Kardaş ben Urfalıyam Canım çıhsa vazgeçmem O yara sevdalıyam
|